Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, küresel iklim krizi ve azalan yeraltı su kaynakları nedeniyle alternatif su kaynaklarına yönelmenin kaçınılmaz hale geldiğini belirtti. Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz suyundan içme suyu üretimi (desalizasyon) seçeneğinin sıkça gündeme geldiğini hatırlatan Şahin, bu teknolojinin susuzluk sorununa kesin bir çözüm olup olmadığını veya doğaya zarar verip vermediğini sorguladı.
Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Şahin, deniz suyunun arıtılmasının bir zorunluluk olabileceğini ancak doğru planlanmadığı takdirde ciddi ekolojik sorunlara yol açabileceğini vurguladı. En yaygın kullanılan ters osmoz yönteminde, elde edilen tatlı suyun yanı sıra geriye kalan tuzlu atık suyunun denize deşarj edilmesinin büyük bir tehlike oluşturduğunu ifade etti. Bu atık suyun denizin dibine çökerek oksijeni tükettiğini, deniz çayırlarını yok ettiğini ve deniz ekosistemine zarar verdiğini belirtti.
Şahin, bu tesislerin yüksek enerji ihtiyacına da dikkat çekti. Deniz suyunu arıtmak için gereken enerjinin, yeraltı veya baraj suyu arıtmaya göre çok daha fazla olduğunu söyledi. Eğer bu enerji fosil yakıtlardan sağlanırsa, su üretirken atmosfere daha fazla karbon salınımının gerçekleşeceğini ve bunun da küresel ısınmayı tetikleyerek bir paradoks oluşturacağını dile getirdi.
Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, deniz suyu arıtımının tamamen reddedilmesi gereken bir risk olmadığını, ancak


