CHP Genel Merkezi, yargıdan gelen ‘mutlak butlan’ kararı sonrası hareketli saatler yaşadı. Kararın ardından olağanüstü toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında 5 saat süren basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantı sonrası genel merkeze gelen partililere seslenen Özel, CHP’nin yeni dönem yol haritasını duyurdu.
Özel, 2023 genel seçimlerindeki hedeflenen başarıya ulaşılamamasında en büyük sorumluluğun CHP’ye ait olduğunu belirterek, o dönemde toplumda yaşanan “duygusal kopuşu” dile getirdi. “2023’te Türkiye’yi cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir büyük zaferle birlikte yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, zenginleştirmeye, o seçimi kazanmaya çok istekliydik. Bütün Türkiye istekliydi, bir değişim umudu vardı. Ancak o seçimleri kazanamadık, kaybettik. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi’ndeydi. Millet o günlerde partimizden, siyasetten bir duygusal kopuş yaşamaktaydı.” diyen Özel, anketlerin düşük oranları gösterdiğini ve CHP’nin değişmesi gerektiği fikrinin ortaya çıktığını ifade etti.
Değişim hareketini başlattıklarında karşılaştıkları engellemelere değinen Özel, mevcut delege yapısıyla imza dahi toplanmasının zor olacağına dair kendilerine yönelik baskıları anlattı. “Sonra bu sözlerimiz tepki görünce biz bu görevi hep beraber üstlendik, bir yola çıktık. Yola çıktığımızda gerekli imzayı dahi bulamayacağımızı, mevcut delege yapısıyla 60 imzayı bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler.” dedi.
Özel, parti tabanının ve delegelerin sokağın sesini dinleyerek değişimi gerçekleştirdiğini vurgulayarak, “Delegelere ‘En güvendiğinizle konuşun’ dedim. Delege sokağın, güvendiklerinin sesini dinledi ve değişime karar verdi. Biz hiçbir kibir yapmadık, bizim galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik.” şeklinde konuştu. “Biz müesses nizamın çarkına çomağı burada soktuk arkadaşlar. Biz kurucu partinin, kimsenin onayını almadan değişebileceğini gösterdik.” ifadelerini kullandı.
Demokrasinin sandıkla gelip sandıkla gitmesi gerektiğini hatırlatan Özel, halk iradesinin hazmedilemediğini savundu. Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna sert tepki gösteren Özel, “Demokrasi dediğin, sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Müesses nizamın kazanmasını istediklerinin kazanmasına alışık olanlar, müesses nizama itiraz edenlerin zaferiyle hiçbir zaman barışamadılar. Ve maalesef milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. Yargı yollarını kullandılar. Yargı, 19 Mart 2025’te bir sivil darbeye kalkıştı. Onu sandıkta 4 kez yenen, 15 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği, 25 milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği bir kişiyi hapiste tutuyorlar: Adayımız Ekrem İmamoğlu’nu.” dedi.
Sarayın icazetiyle açılan yolları reddettiğini belirten Özel, kendi siyasi ikbali için değil milletin geleceği için risk aldığını söyledi. Cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etseydi, Ekrem İmamoğlu’na sırtını dönseydi ve Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydi daha rahat olacağını ancak kendisinin böyle biri olmadığını ifade etti. “Bana 30 yıl bu koltukta oturmayı vaat ediyor bu rejim. Ama bu ülkenin 80 yaşına kadar koltukta oturan değil, her şeyden hesap soran, bu krizi çözecek, iktidarı devirecek bir genel başkana ihtiyacı vardır.” diye konuştu.
Yaşanan hukuki sürecin şahsi bir mesele olmadığını, doğrudan Türk milletinin seçme ve seçilme hakkına yönelik bir darbe olduğunu söyleyen Özel, konuşmasını ülkeyi bekleyen büyük ekonomik tehlikeye dikkat çekerek sonlandırdı. “Net söylüyorum: Mesele ne Özgür Özel meselesidir ne de değişim kurultayının göreve getirdiği her bir birimizin çıkar meselesidir. Bu darbe, milletin seçme ve seçilme hakkına karşı yapılmıştır. 19 Mart’ta cumhurbaşkanı adayına, 21 Mart’ta da ana muhalefet partisine yapılmıştır. Bu darbenin mağduru bu millettir ve maalesef çok ağır bedeller ödeyecektir.” dedi.


