TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, Malatya’da meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen 5,6 büyüklüğündeki deprem sonrası bölgedeki sismik hareketliliğin sürdüğünü vurguladı. Depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Tatar, kırılmamış fay segmentlerinin risk taşıdığına dikkat çekti.
AFAD verilerine göre deprem, 20 Mayıs 2026 tarihinde saat 09.00 sıralarında Malatya şehir merkezinin yaklaşık 21 kilometre güneydoğusunda, Gülümuşağı Mahallesi yakınlarında gerçekleşti. Depremin ardından bölgede çok sayıda artçı sarsıntı kaydedildi.
Teknik değerlendirmelerde bulunan Dr. Mehmet Tatar, sarsıntının Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde yer alan ve 24 Ocak 2020 Sivrice (Elazığ) Depremi’ni üreten Pütürge Segmenti’nin güneybatı bölümündeki “Arıkonak Alt Segmenti” üzerinde meydana geldiğini belirtti. Yaklaşık 18 kilometre uzunluğundaki bu segmentin, önceki büyük depremlerde kırılmayan bir bölüm olduğunu ifade eden Tatar, bu tür segmentlerin deprem potansiyeli açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi.
Bölgedeki sismik hareketliliğin, 2020 Elazığ ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında oluşan gerilme değişimleriyle bağlantılı olabileceğini belirten Tatar, bu değişimlerin yeni depremleri tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Dr. Tatar, açıklamasında yalnızca Doğu Anadolu Fay Zonu’nun değil, çevresindeki aktif fayların da yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
Özellikle Savrun, Çokak, Yoğunoluk, Toprakkale, Böcekli, Yumurtalık ve Karataş fayları ile Malatya ve Kale faylarının risk taşıdığına dikkat çeken Tatar, bu bölgelerde bilimsel çalışmaların artırılması gerektiğini ifade etti. Ölü Deniz Fay Zonu’nun Türkiye sınırları içerisindeki segmentleri ile Güneydoğu Anadolu Bindirme Zonu’nun bazı bölümlerinin de yakından izlenmesi gerektiğini belirten Tatar, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunan bir deprem ülkesi olduğunu hatırlattı.
Afet risklerinin azaltılmasına yönelik politikaların önemine değinen Dr. Mehmet Tatar, aktif fayların bilimsel yöntemlerle sürekli izlenmesi ve elde edilen verilerin kamu yararına kullanılması gerektiğini söyledi. Kırılmamış fay segmentlerine yönelik jeolojik ve jeoteknik çalışmaların artırılması gerektiğini belirten Tatar, afetlere dirençli yerleşim politikalarının geliştirilmesinin zorunlu hale geldiğini kaydetti.
Dr. Tatar ayrıca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere Türkiye genelindeki temel jeoloji haritalarının güncellenmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye Diri Fay Haritası’nın kamuoyuyla paylaşılmasının önemine dikkat çeken Tatar, buna bağlı olarak Deprem Tehlike Haritası ile Bina Deprem Yönetmeliği’nin de yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası adına TBMM’ye de çağrıda bulunan Dr. Mehmet Tatar, “Afet Risk Azaltma Kanunu”nun bir an önce çıkarılmasının, Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesi açısından kritik önemde olduğunu vurguladı.


